Ankara'da doğmak, Ankaralı olmak, epik ve lirik olarak tutkulu kimliklere pek hitap etmez. Ankara'nın en fazla puslu isli havasında insan terk edilir... Gerçek hayatta pek öyle olmasa da; zira Ankara da pekala eğlenceli, romantik, heyecan dolu bir şehir olabilir istenirse, genelde tüm anlamlar İstanbul'a yüklenir... Onun koynunda uyunur, ona isyan edilir, onunla ağlanır, ona sövülür, o övülür, sevişmek-savaşmak-ulaşmak hep İstanbul'da... Herkes onu ister, onu özler. Nasıl pis kıskanırdım. Herkes sahiplenirdi onu. Ben de isterdim sahiplenmek, onu bir yana dünyayı öbür yana koymak. Yine de İstanbul beni ben onu kusardım. Onunla baş etmek çok zordu. Çok kibirliydi bir kere. En lüks gece klüplerinde sigarasına 50 çakmak çakılan görmüş geçirmiş şarap gibi bir kadındı o. Nerelerde, kimlerle bulunmuştu, neler duymuş neler yaşamıştı.. üüüÜÜüfff... Ne zaman bahsi açılsa, istekli görünüp onu beğenmeye çalışsam da içim hiç ısınamadı ona. Herkes onu benden önce görmüş, en güzel yanlarını benden önce fark etmiş, benden önce yeterince sahiplenmişlerdi onu. Bense ona olan mesafemi hakkını yemeden korumuştum. Ta ki O'nu görene kadar... Henüz 30'larının ortasına yeni gelmiş, tüm şenliği, muzipliği, pırıltısıyla güzelliğini keşfetmiş ve etrafına saçarken karşıma çıkarıldı. Çıkarıldı; çünkü ben asla tek başıma onu böylesine içten keşfedemezdim. Kahkahasını kimseden esirgemiyor, kimseyi gizemiyle dışlamıyordu... Sevecendi ve gerçekten eğlenceliydi. Herşey ona yakışıyordu. O da can yakıyor, o da keyif veriyordu. Of öyle güzeldi ki... Ben istemeden O benim oldu, resmen kanıma girdi... Oysa Ankara'yı kabullenmiş, hatta ukalalardan hep korumuştum ki O sanki en başından beri beklediğimmiş gibi hemen yanına çekmişti beni...
Beni orada bir ev kurarak toprağına bağlayan aileme, ve bana ömrümü tamamlamak istediğim şehri, İzmir'i gösteren sana, tüm kalbimle teşekkür ediyorum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder