Bu haftanın başında, ya da geçen haftanın sonu da denebilir, yıllarımı kestirdim... Her zamanki gibi uçlarından aldırmak konusunda yeterince uyuz davrandım ki yıllarımın kıymetini bilmeyen kuaför bana sinirlense de sözümden çıkamadı. Gidenler hayatımın eeen ilginç dönüşümü ve en olağan olaylarına tanık olmuşlardı; hala onlardan var biraz, kıymetliler yani...
Üniversitede radikal bir karar vererek saçlarımı kısacık kestirmiştim. Annemin eski moda kuaförü olmasının da yadsınamaz etkisi ile benim saça şekil verme özürlü oluşum birleşince uzun süre çirkin ördek olarak dolaşmıştım. Bu iş şaka maka o kadar etkilemişti ki, ilk gün zırlayarak tokalarıma sarılıp ağlamıştım. İnsanların eski ilgisini bile yitirmiştim... :P Bilenlerle benim bir daha böyle bir şeyi katiyen yapmayacağıma dair böyyük yeminlerim eşliğinde buna gülüp geçsek de, şimdi bakınca biraz da kesilen yıllara üzüldüğümü görüyorum. Giden yıllar öyle kalmak istediğim insanın şimdi olmak zorunda kaldığım insana dönüşümüne tanık olmuş ve o zamandan kalan tek parçalarımdı. Sonrakiler de hayatımın hatasından geç olsa da mucize eseri dönmemi, toparlanmamı ve normale(!) dönmemi izlediler. Genelde geçmişle bağını koparmayı tercih etmeyen ben, sanırım bu yüzden elimde özlediğim zamanlardan ne varsa, gerekliliğini yitirse bile, onu tutmak istiyorum.
Neyse.. Yeni yer.. İlk hafta.. Yine kuyruğumu dik tutucam ben.. Bu sefer fena değilim ama! Şimdilik yine ağzımdan bir şeyler kaçırıyorum; fakat onlar da lazım tabii...
(niyeyse?!)...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder